Surp Krikor Lusavoriç Kilisesi
Kuzguncuk - Istanbul
Surp Krikor Lusavoriç Armenian Church - Kuzguncuk

Church Of Saint Gregory The Illuminator - Kuzgunjuk

 

10 Kasım 1988 yılında Galata Surp Krikor Lusavoriç Kilisesinde Kahinlik takdisi almış alan Peder Der barkev Nalbantyan 01.03.2009 tarihinde yine bir Arevakal dönemi kilisemize atanmıştı. Kilisemizde ilk kez 2009 yılı son Arevakal ayinini sunan Peder Der Barkev Nalbantyan, 24.02.2010 tarihinde ikinci Arevakal ayininden sonra kilisemizdeki görevini tamamladı.

  Peder Barkev Nalbantyan 2010  
     

 

Surp Zadik

 

Mesih'in ölülerden dirilişi insanlara yeni yaşamı bahşetti. Mesih'in dirilişi mutluluğumuzu Tanrı'nın sözü üstüne kurmamız, bir çağrı ve bir hatırlatmadır.

Tanrı'nın sözü ebedidir ve sonsuz mutluluğun yolunu açmaktadır.

Sevgili İmanlılar, Surp Zadik yortusunda, Kutsal Diriliş nurunun parıltısı ve diriliş gerçeğinin müjdesinin coşkusu ile sonsuz mutluluğa yönelmek üzere elimizde tüm imkanları kullanarak yaşamımızdaki iyileri çoğaltma sözü verelim.

Geçici değerler yerine kalıcı değerler ile mutlu olarak kilise, okul ve derneklerimize sahip çıkalım.

Surp Zadik Yortusu vesilesi ile kilisemiz çevresindeki tüm imanlıları en içten dileklerimle kutlarım. en Yücelerdeki her şeye kadir Tanrı'yla yaşamanızı ve aile hayatınızı bereketlenmesi için dua ederim.

Okuyan ve çalışan tüm genç kardeşlerimin, kız kardeşlerim ve çocuklar için Tanrı'dan başarı ve Tanrısal lütuflarla dolu sağlıklı bir yaşam dilerim.

Kristos Haryav i Merelots

Ohrtneyale Harutyun Hisusi Kristosi

 

Mesih Ölülerden Dirildi

Kutludur Onun Dirilişi

 

Sevgi ve Dualarımla

 

Peder Der. Barkev Nalbantyan

 

 

 

 

 

Gırknazadik 19.04.2009

 

Kilisemiz geleneğine göre (Gırknazadik) yani (Zadik'in tekrarı diye anılır.) Rab Hisus Kristos'un Diriliş Yortusunun sevincinin sürdüğü ve her gün birbirimizi (Krisdos Hayrav i Merelots) Diyerek selamladığımız bu günlerde, Diriliş gerçeği üzerine düşünmeye devam ediyoruz.

Öğrenciler yukarı odada toplanmışlardı. Yaşadıkları olaylar yüzünden hepsi de son derece büyük bir ümitsizliğin altında ezilmişlerdi. Ruhlarında ve düşüncelerinde fırtınalar kopuyordu. Ansızın Rab Hisus beliriverdi ve onlara "Size esenlikler olsun" dedi. Bir an korktular ancak onların şaşkınlığı, ümitsizliği yok oldu. Üzüntülerin yol açtığı yaralar şifa buldu. Düşüncelerinden her türlü şüphe uzaklaştı. Sevgili Rab'lerine duydukları güvenin boş olmadığını anladılar. O diriydi. Ölümün O'nun üzerine hiç bir etkisi yoktu. O üçlü ve görkemli Rab'dı. O Diriliş ile bizlerin önüne ölümsüzlüğü ve sonsuz sevincin kapılarını ardına kadar açıyor. Bu hayat geçecek ancak O bize geçmeyecek, bitmeyecek bir hayat vaat ediyor. Madem O ölümü yendi öyleyse her şeyi yenebilir! Sıkıntılar denemeler, krizler, yaralanmalar ve hayatımızı alt üst eden her çeşit sorun O'nun dirilişinin Nuru ile sevince ve ruhsal yenilenmeye dönüşür.

Dirilen Rabbin sevgisi ve esenliği hepimiz ile birlikte olsun.

Amen.

 

Peder Der. Barkev Nalbantyan

 

 

 

Bir Kimse Doğmadıkça Tanrı'nın Egemenliğini Göremez. Yuhanna 3:3

Tanrı'yı gerçek anlamda tanımak kişinin doğru olması ile, onun dindarlığı ile, zeki olmasıyla, Kutsal Kitap bilgisiyle değil, yeniden doğması ile mümkündür. Yeniden doğuş Lütuftur. Tanrı'nın Ruh'unun insanda komut kurmasıdır. gerçek anlamda Tanrı'yı ve ona ait olmak dindar olmaktan daha fazlasıdır. Kiliseye gidebilir, dua edebilir, başkalarına yardım edebilirsiniz. Ama yine de Tanrı'ya ait olmayı bilirsiniz. Tanrı'ya inanmakla insanın Tanrı'ya ait olması birbirinden çok farklı kavramlardır.

Tanrı'ya inanmak insan aklının, Tanrı'ya ait olmak ise, Kutsal Ruh'un kişiyi yenilemesi ile mümkündür. İnsanları Tanrı'ya ait eden güç Kutsal Ruh'tur. Çağrılı olduğumuz kutsal yaşamı ancak bu gücün desteği ile yaşayabilir ve bu güç sayesinde Rab İsa'yı hoşnut edebilir. Bu kutsal yaşamı yaşamak için günahlarımızı terk edip Rab İsa'ya dönelim. O'nun bağışlamasını ve yeni yaşamı alalım. Kendimizi O'na adayalım ki göksel mirasımızdan mahrum kalmayalım.

Sevgili Kardeşler, tövbe edelim, en önemli amacımız İsa Mesih'i onurlandırmak ve O'na yaraşır bir evlat olmak olsun. Bu da ancak yeniden doğmakla mümkündür.

Peder Der. Barkev Nalbantyan

29.04.2009

 

 

Hisnag (Advent/Avdet)

Bu yıl Hisnag’ın 5. Pazarı olan 29 Mart 2009 günü İşaya Peygamberin 40:18-31, Luka İncilinin 18:9-14 Ayetleri dikkatimize sunuluyor.

İlk olarak İşaya peygamberinin kim olduğuna bir göz atalım

M.Ö. 750 yıllarında Kudüs’te doğdu. 50 yıla yakın peygamberlikte bulundu. Talmuta göre Seloam vadisinde Kral Manas emriyle diri diri testere ile doğranarak şehit edildi. Yazıları tatlı, şiirsel bir üslup taşımanın yanı sıra, derin ve tek Allah inancı ile doludur.

Rab İsa Mesih’in hayatı hakkında son derece kesin öngörüler nakleden peygamberliklerde bulunmuş ve bu nedenle de kilise ataları tarafından (İncilci Peygamber) sıfatıyla adlandırılmıştır.

Sevgili inananlar, Ruhani ve ahlaki yönden zayıflayan bir halk, kısa sürede atalarının temiz ve doğru inancından sapabilir. Böyleleri tahtaya, gümüşe, altına yani maddiyat ve dünyevi zorluklara tapmaya başlarlar. Tanrıları bunlardan oluşur ve bunlara secde ederler.

Bu günde maalesef dünya aynı durumdadır. Zeki bilim adamları gerçekten de mucizevi buluşlar yapmaktalar. Ancak birçokları evrenin tek yaratıcısını, maddenin ve zamanın ötesinde var olan Allah’ın sonsuzluğunu unutuyorlar.

Alçak gönüllü bir ruhla, sevgiyle dolu olarak yaşamamızı sürdürmeye gayret edelim ve imanla Allah’ın yüceliğine inanalım.

Peder Der Barkev Nalbantyan

Not. “Hisnag” klasik Ermenicede “elli günler” anlamına geliyor ve Noel’i bekleyişi, beklerken hazırlanmayı ifade ediyor.

 

"Kendisini göndereni yüceltmek isteyen doğrudur ve O’nda haksızlık yoktur" (Yuh.7:18)

 

Dünyadaki yücelik geçici bir hayal, kalıcı olan Tanrının yüceliğidir. Kutsal dirilişten başlayarak Kilise bu günlerde Tanrı’nın yüceliğini gözlerimizin önüne sermektedir.

Geçen pazar Kutsal Haç’ın belirmesi yortusunu kutladık. Kudüs semalarında, dördüncü yüzyılın ortalarında gerçekleşen kutsal haçın belirmesi yortusu. Işık huzmelerinden oluşan bir haç işareti Golgota tepesinden Zeytinlik Dağına kadar ışımıştı ve saatlerce süren bu görünüm o kadar parlak ve herkes tarafından görülebilecek bir boyutta idi ki imanlılar kiliselere akın ederek Tanrı’ya hamdettiler.

Haç, Hıristiyan bir imanlı için en yüce görünür değerdir. Haç artık ölümü simgelemez, aksine sonsuz hayatı hatırlatır. Aynı zamanda, yerden göğe yani ölümden hayata taşıyan bir yol göstericidir. Bizler bu gün mücadeleye başlayalım, haçlarımızı alalım, yüceltelim ve Mesih’in yolunda ilerleyelim. Aynı zamanda sabır ve fedakârlık duyguları ile ruhlarımızı karanlığın esaretinden kurtararak Tanrı’ya yöneltelim ve ışık mabetlerine dönüştürelim.

Kutsal Haç’ı yüceltelim, onun gözeten kudretine inanalım.

Der. Barkev Nalbantyan

 

 

 

 

 

 

Rab ile Yolculuk

Gelin karşıya geçelim... Kutsal kitabın okuma bölümünde Rab İsa öğrencilerine gidilmesi gereken bir hedef gösterdi. Hep birlikte karşıya geçmek için kayığa bindiler. Çok geçmeden korkunç bir fırtınaya yakalandılar. Tüm çabalara rağmen dalgalar yenik düşen öğrenciler müthiş bir korkuya kapıldılar.

Yaşam bilinmeyen suların üzerinde yapılan bir yolculuktur.Her yolculuğun bir amacı olduğu gibi yaşamın da kendine özgü bir amacı vardır. İnsan çoğu zaman bu amaç doğrultusunda hareket etmek yerine yanlış ufuklara doğru yelken açarak hem kendini hem de çevresine mutsuzluğa doğru sürüklemektedir.

Bizlerde yaşam dediğimiz bu hayat yolculuğunda hedeflediğimiz amaçlarımıza doğru yol alırken yolumuza çıkan zorluklarla karşılaşabiliriz. Aniden patlak veren fırtınalar yaşamımızı alt üst edebilir. Bugün insanlar dünyanın peşi sıra sürüklenerek Yaratıcısıyla olan bağlarını büyük ölçüde kopardı.

Bu yüzden insanlık ruhsal bir uçuruma doğru sürüklenmekte. Bu sürüklenişi durduracak sevgi dolu yüreklere ve canlara ihtiyaç var.

Şunu kesin olarak bilmeliyiz insanı huzur diyarına götürecek tek gemi Rab bin kilisesidir. O’nun kaptanı Rab İsa dır. Onun gemisi olan kilisesinde korkmadan güven içinde yerimizi alalım.

Gelin hep birlikte Rab bin gösterdiği karşı kıyıya çıkalım, huzur diyarına doğru. Bizi bekleyen sonsuz yaşama doğru yol alalım.

Kilise Ruhanisi

Der. Barkev Nalbandyan

Başpatrik Aziz Nerses Shnorhali

1100 - 1173

 Aziz Nerses Shnorhali 1100 Dzovk denilen şatoda dünyaya gelmiştir. Babası abirat. Dzovk prensiydi. Krikor (Bahlovooni), Nerses (Shnorhali), Vasil ve Shahan adlarında dört çocuğu vardı. İlk ikisi Başpatriklik makamına yükseldiler, öbür ikisi ise askerliği seçtiler. Prens Abirat bir savaşta ölünce Krikor, Nerses, Vasil ve Shahan küçük yaşta yetim kaldılar. Amcaları olan Başpatrik Krikor'un(Vugayassar) güvenli ellerine teslim edildiler. Onun himayesi altında ilköğrenimlerini tamamladılar. Başpatrik Krikor, Krikor'u ve Nerses’i daha yüksek öğrenim görmeleri için Şugru’daki kırmızı manastıra yolladı. İki genç manastırın bilgin rahiplerinden Stepanos Vartabed'in yanında gereken dini bilgileri edinip yüksek öğrenimlerini tamamladılar. Stepanos Vartabed "Manug" adıyla çağrılırdı. Çünkü 18 yaşında rahip olmuş, İncil vaaz etmeye başlamıştı. Daha sonra Başpatrik Parseğ genç yaşında onu Episkopos atadı.

 Amcaları yaşlılığından ötürü Başpatrik görevini daha fazla yürütemeyeceğini anlayınca, yeğeni olan Başpatrik vekili Parseğ'i yanına çağırarak bu iki gence dikkat etmesini ve onları özenle yetiştirmesini istedi. 

Amcalarının 1105  tarihinde ölümünden sonra da gençler Başpatrik Parseğ'in himayesi altında yaşamlarını sürdürdüler.  

Nerses'in kaldığı manastırda bilgili rahipler yetişirdi. Manastırı bitirenler 'Shnorhali' diye anılırdı. Çünkü temiz, kutsal bir yaşam sürer Kutsal İncil'i vaaz ederlerdi.

Başpatrik Parseğ'in ani ölümünden sonra Nerses'in ağabeyi Krikor 20 yaşında Başpatrik atandı ve en uzun Başpatrik görevinde bulunan kişi oldu. (1113 - 1166) Beş yaş küçüğü olan Nerses sargavaklık, rahiplik (18), Episkoposluk (30) kutsamalarını bizzat ağabeyi Krikor'un elinden aldı. Onun danışmanı ve yardımcısı oldu. Zamanın üç büyük kilisesiyle ekumenik ilişkileri Nerses sağladı. 

Krikor 53 yıllık uzun, yorucu Başpatrik görevini yürütemeyecek kadar yaşlandığını anlayınca kardeşi Nerses'ten Başpatrik olmasını rica etti. Nerses’in bu görevde gözü yoktu, ama ağabeyinin durumunu göz önünde tutarak Başpatrik olmayı  kabul etti. 17 Nisan 1166 tarihinde ağabeyi tarafından kutsandı. Bu görevi yabancısı değildi. 1150 yılından beri oturdukları Huromgla kalesi adeta onun yalnızlığının bir parçası oldu. Görevinin ilk döneminde hastalandıysa da Tanrı'nın lütfuyla iyileşti. Ömrünün çeyrek yüzyılını bu kalede geçirdi.1173'te 73 yaşında öldü. 

Yapıtlarının en önemlisi 'İmanla ikrar ederim’ duasıdır. Birçok ilahiler, dualar, çeşitli yapıtlar kaleme almıştır. Kitaplarının çoğunu ağabeyinin Başpatrikliği döneminde yazmıştır. Nerses’in döneminde edebiyatımız gümüş çağını yaşadı denilebilir.

Kiliselerimizde günlük ayinlerde okunan, söylenen ilahilerin çoğunu o kaleme almıştır. Yazdıklarının çoğuna ezgiler de eklenmiştir. Edebiyatçı, şair, yorumcu olarak kilisede çok sevilip sayılmış seçkin bir din adamıdır. Aziz ve adil olanların anıları övgü ve kutsamayla anılır.  

Der. Barkev Nalbantyan

 

 

Hoşgörülüğe Çağrı
 

Mesih’in sevgisine iman etmeden önce öğrenci Yuhanna hoşgörüsüz, kendini beğenmiş, hasetçi biriydi. Mesih’in çağrısına ilgi duyan birisinin O’nun adıyla kirli ruhları kovabildiğini, görünce hasede kapılmıştı.

Oysa bu adam bir temel gerçeğin farkına varmıştı. Ne yeryüzünde ne gökte, Mesih’in gücünden daha üstün bir güç vardı. Bu gerçek bizi de aynı tutuma yöneltmeli; yaşamımızı, zekâmızı, yeteneklerimizi kilise ya da toplumdaki onurlu yerimiz değil, yalnızca Rab İsa Mesih temeli üzerine kurmalıyız. Çünkü O gerçek utkunun sahibidir.

Mesih şöyle buyuruyor:”Benden yana olmayan, bana karşıdır”. ”Benimle birlikte toplamayan, dağıtıyor demektir”. O böylelikle kendisini şeytanların başı Baalzebul’a olan yakınlığı sayesinde şeytanları çıkarabilmekle suçlayan düşmanları karşısında savundu. Bu ayetten hareketle Kurtarıcımız İsa’yı seven tüm kilise, kuruluş ve kişiler hizmette (ortaklarımız) ve ruhta kardeşlerimizdir. Hepimiz yekdiğerimizle Diri Mesih’in adı ve sevgisine bağlıyız.

Mesih, Egemenliğin sınırlarını bizim bağnazlığımızdan daha geniş tutar ve bu nedenle başkalarını yargılamamızı istiyor bizlerden. Yüreklerde yeşeren imana göre Mesih kendisine yönelik en küçük bir meyli dahi ödüllendiriyor, Rabbin yolundaki her işe sevinelim. Yalnızca kendi kilisemizin üyeleriyle ilgilenmekle kalmayıp, Mesih imanlısı diğer kiliselerin üyelerini de sevelim, onlar için dua edelim.

Çünkü diri Mesih’te hepimiz biriz! Rab Dünya’daki kiliseleri, imanlılar topluluğunu kutsasın.

Amin.

Der. Barkev Nalbantyan

 

Meryem Ana’ya Ait Sandığın Bulunuşunun Hatırası

 Resulü kiliseler azizlerin kraliçesi, Rabbimizin Annesi Kutsal Bakire Meryem’e büyük önem verildi. O’na ait bir eşyanın bulunuş hatırası bizlere Meryem Ana’nın erdemli yaşamını hatırlama ve O’ndan manevi dersler almak fırsatını veriyor.

Rabbin Sözü ve İradesi karşısında takındığı imanlı davranışı ve alçakgönüllülüğü tüm kilise üyelerine örnek olarak gösterirler. Evrenin Kurtarıcısının annesi olma şerefine ermiş olan Kutsal Bakire bizlere gerçek bir Hıristiyan’ın hayat örneğini sunuyor. O, oğlunu çarmıh üzerinde görme acısını tattı ve Mesih’in göğe yükselmesinden sonra Kilise’ye önderlik etti.

Kutsal Bakire Meryem Ana’yı örnek alarak Tanrı iradesi önünde ve O’na itaat ettiğimiz sürece hayatımızda karşılaşacağımız tüm olumsuzluklar karşısında sarsılmaz kalacağımız ve Tanrı iradesi karşıtı akımlara kapılmayacağımız bir gerçek. Kutsal Bakire Meryem Ana gibi, Tanrı iradesi önünde eğilmeye hazır olduğumuzu dile getirelim.

 Meryem Ana’nın ve tüm azizlerin duaları, Rabbin koruyucu eli hepimizin üzerinden eksik olmasın!

Der. Barkev Nalbantyan

06.07.2009

 

 

 

 

 

Hasta Bir Kadını İyileştirdikten Sonra Mesih’in Havra Yöneticisinin Kızını Diriltmesi
(Bölüm 5:21-43)

 

Mesih, gücüyle hastalıkların, yaşamın azgın dalgalarının ortasında umut yaratıyor. Çünkü O,tüm yıkıcı güçleri alt eden ölümün galibi Rab’dir. Ölüm denilen o korkunç hayaletin hakkından ancak özü hayat olan Tanrı gelir. Sürekli Göksel Baba’sıyla dirlik içerisinde olan İsa gerçek dirilticidir.

Kudüs’te kâhinler tarafından görevlendirilen sözde “Tahkikat Memurları” İsa’nın yalancı bir Peygamber, halkı saptıran biri olduğu gerekçesiyle tutuklanmasını kararlaştırdılar. Bu son derece zor duruma karşın Kafernahum havrasının yöneticisi, İsa’nın yanına geldi. Ölüm döşeğinde yatan kızı için henüz ümit vardı. Mesih’in gücüne iman eden bu adam O’nun önünde secde etti. Mesih buna karşı çıkmadı. Bu imanlı Yahudi O’nu, Tanrı’nın oğlu Mesih’i tanıdığı için yere kapandı. Ölümle yüz yüze olan kızı için yardım diledi. Nasıra'lı İsa kendisine tapınılmasını kabul etmekle, bunu her insandan beklemeye hakkı olan gerçek Rab olduğunu halka gösterdi.

Yaşam damarlarının Mesih’ten çıktığına açıklıkla tanıklık eden imanlı Yahudi Mesih’in ardına düştü. Halk olağanüstü bir şeyin olacağını sezmişti. Birbirlerine, “İsa acaba başkanın kızını iyi edebilecek mi? Önderlerimizin imanı sayesinde Tanrı’nın egemenliği yasa evine girecek mi?” diye soruyorlardı. Bizler O’nu tanımak, sözünü duymak bugünde O’nun olağanüstü işlerini görmek için bir an önce İsa’ya gelelim. Rab İsa bizleri bağışlayan, kurtaran ve dirilten gerçek Tanrı’dır. O’nun önünde secde eder, yaşamlarımızı O’na emanet ederiz. O’na gerçek imanla dokunmak istiyoruz.

Amin.

Der. Barkev Nalbantyan

10.07.2009

İsa’nın Yüksek Bir Dağ’da Görünmesi

6 gün sonra Rab İsa, yanında Petrus, Yakup ve Yuhanna’yı alarak onları yüksek bir dağa çıkardı. Orada gözlerinin önünde İsa’nın görünümü değişti. Giysileri göz kamaştırıcı bir beyaza büründü, yeryüzünde hiçbir çamaşırcının erişemeyeceği bir beyazlıktı. O anda eski ahit peygamberleri Musa ile İlyas göründü, İsa’yla konuşuyorlardı. Petrus İsa’ya “Rabbi burada bulunmamız ne iyi oldu! Üç çardak kuralım. Biri sana, biri İlyas’a, biri de Musa’ya” dedi. Ne söyleyeceğini bilmiyordu. Çünkü çok korkmuşlardı. Bu sırada bir bulut gelip onları gölgeledi. Buluttan gelen ses “Sevgili oğlum budur, O’nu dinleyin!” dedi.

Karşılarında Kralların Kral’ı, Rablerin Rabbi, Güneşten bile daha görkemli olan Kutsal varlıktı. Kendisine her iman edenin erişeceği mutlak arınmayı gösterircesine üzerindeki giysileri apak olup parlamaya başladı. Dua, sıradan bir insan Rabbin yüceliğini gözlemleyemez, korkar, yüreği yerinden çıkacakmış gibi olur, tıpkı ayetteki gibi yüzüstü yere kapanır. Ama bu sefer Rab Sina Dağ’ında olduğu gibi şimşekler, gök gürültüleri arasında değil, Kutsal İncil’in merhametini duyurarak göründü. Rab kişisel olarak İsa’nın Musa ve diğer peygamberlerden çok daha yüce, biricik Oğlu olduğuna, yeryüzünde ve gökte bütün güç ve yetkilerin O’na verildiğine tanıklık etti.

<< Rab kirli duamızı, günahlarımızı affetsin, bizleri aklasın. Bizleri sevgisiyle donatsın, değişebilmemiz için bizlerin yüreklerine girsin. Amen. >>

Der. Barkev Nalbantyan

18.07.2009

Nasıl Mesih İnanlısı Olunur?

Çağdaş Mesih İnancı’nın(yani gerçek Hıristiyan inancının esası) en büyük düşmanı bilgisizliktir. Milyonlarca insan Mesih İnancı’nın ne olduğunu pek anlamadan onu reddederler.

 Mesih İnancı, insanın en büyük sorununa karşı kanunun yanıtı olduğunu iddia eder. Fakat sorunun içeriği kafamızda berraklaşmadıkça, yanıtı kabul etmek bir yana, anlamak bile zordur.

 Kutsal Kitap şöyle der: ”Mesih’te işitmiş olduğumuz ve şimdi size ilettiğimiz bildiri şudur: Tanrı ışıktır ve O’nda hiç karanlık yoktur. Eğer O’nunla beraberliğimiz vardır der ve karanlıkta yürürsek, yalan söylemiş ve gerçeğe uymamış oluruz.” (İncil: 1. Yuhanna 1:5,6) Bu ayetin havari Yuhanna tarafından zaten Mesih inanlısı olan insanlara bir mektupta yazıldığı doğrudur. Yine de, İncil’in bu ayetlerinde insanın temel sorunu açıkça gösterilmiştir. Bu sorun üç cümlede özetlenebilir. Birincisi insanların ”karanlıkta yürüdükleri”dir. Ya da, mecazı bir yana bırakırsak bütün insanlar günahkârdırlar. Günah tatsız bir konudur, ama Kutsal Kitap’ın var olduğunu ilan ettiği ve deneyimlerimizin de kanıtladığı besbelli bir gerçeğe gözlerimizi kapayamayız. Bencillik ve günahın karanlığı bütün yaşamımızı gölgeler. İkincisi,”Tanrı ışıktır”. İnsanların tam tersine O’nda “hiç karanlık yoktur” Tanrı tamamen lekesiz ve saftır. Üçüncüsü, ışık ve karanlığın birlikte olamaması gibi Tanrı ve günah ta birlikte olamazlar. Bu mantıklı bir sonuçtur. O “yaklaşılmaz ışıkta yaşar” (İncil:1.Timoteyus 6:16) Karanlık ışık tarafından kovulduğu gibi, günahkar da kaçınılmaz bir biçimde Tanrı’nın huzurundan uzaklaştırılır ve günahı temizlenene dek ”Tanrı’yla dostluk içinde olamaz”. “Yıllar önce peygamber Habakkuk’un söylediği gibi, O kötülüğü görmekten gözleri temiz olan ve sapıklığa bakamayandır. (Tevrat: Habakkuk 1: 13)

Şimdi sorun gözlerimizin önüne serilmiştir. Uzaklaştırılmıştır bir günahkâr olan Kutsal bir Tanrı’yla nasıl dost olabilir. Tanrı’yla dost olabilmek için günahlarımız nasıl bağışlanabilir?

Der. Barkev Nalbantyan

24.07.2009

Evlilik

Tanrı her şeyi mükemmel olarak yarattı ve yarattığı her şeye baktı, iyi oldu dedi.

Tanrı’nın gözünde iyi olmayan her şey yalnızlıktır. ”Adem’in yalnız olması iyi değil, ona uygun bir yardımcı yaratacağım” dedi. Adem’e eş ve yardımcı olması için kadını yarattı. Böylece ilk evliliğin temeli atılmış oldu.

Evlilik insan merkezi değil, Tanrı merkezidir. Evliliği onaylayan ve mühürleyen Tanrı’nın kendisidir. “2 kişi 1 kişiden iyidir. Çünkü düşerlerse biri diğerini kaldırır. Fakat yalnız olup düşenin vay haline! Onu kaldıracak kimse yoktur.” 3 katlı iplik çabuk kopmaz. Fakat diyerek de Kutsal Kitap’ımız erkek, kadın ve Tanrı’yı kastederek 3 kişiyi bağlayan ilişkiyi anlatmaktadır. Kutsal Kitap’ımız bu arada Hisus Kristos’a olan bir imanın ve bu iman birliğinde gerçekleşen bir evliliğin doğru ve geçerli olduğunu vurguluyor.

İnancımıza göre evlilik kilisemizin 7 sırrından biridir. Bu sırla sadece 2 beden değil, 2 yürek birbiriyle birleşir. Eğer 2 yürek imanda ve sevgide birleşmişlerse, gökte de kabul görürler. Yasal zorunlulukları yerine getirdikten sonra kilisede Tanrı’nın huzurunda horanın önünde yapılan anlaşma ve gerçekleştirilen evlilik gerçek ve doğru bir evliliktir. Çünkü Tanrısal onayla mühürlenmiştir. Bu yüzden “Tanrı’nın birleştirdiğini insan ayırmasın!” der Kutsal Kitap’ımız. ”İnsan ruhu Rabbin ışığıdır.” (Süleyman’ın özdeyişleri 20-27)

Şunu asla unutmayalım; Evliliği onaylayan ve mühürleyen Tanrı’nın kendisidir.

Rab “Ben boşanmadan nefret ederim. ”(Malaki) Çünkü her türlü boşanma ve her türlü sadakatsizlik katılaşmış sevgisiz bir yüreğin tutumudur. Sevgisiz bir yürek Tanrı’sızlıktır, imansızlıktır.

Bugün evli misiniz sorusuna “evliyim” demek yeterli değildir. Niçin evli olduğumuzu görev ve sorumluluklarımızın neler olduğunu da bilmemiz gerekmektedir. Evlilik ölüm bizi ayırana dek ömür boyu süren bir anlaşmadır. Gelin evlilik anlaşmamızı gözden geçirelim ve sadık kalalım. Bu durum Tanrı’yı hoşnut edecektir.

Der. Barkev Nalbantyan

27.07.2009

Tanrı’nın Vaadi

Eski Antlaşma’ya Giriş

 Dünya’mız akılları ürküten bir hızla değişmektedir. ”Elektronik posta, uydu iletişimi ve uluslar arası yayın istasyonları ağı, uluslar arası uzaklığı küresel bir köyden söz edilecek düzeye indiriyorlar. Her türlü kolaylıklar elimizin altında. Ama aynı zamanda ırksal gerilim, ekonomik çöküntü ve akıl almaz terörizm bizi sık sık etkisi altına almaktadır. Dünya, yaşadığımız her an düzinelerce savaşa sahne olmaktadır. İçine battığımız krizler saymakla bitmeyecek gibidir: Suç ve ceza evi, ilaçların kötüye kullanımı, ulusal borçlar ve uluslar arası ticarette hesap açıkları, durmayan enflasyon, AİDS’i de kapsayan cinsel hastalıklar salgını, Gençler arasında yayılan intiharlar. Aileler ise boşanma, kötüye kullanım, akrabayla cinsel ilişki, çocuk denecek yaşta hamile kalma gibi nedenlerle parçalanmaktadır.

Bugün hızla değişen Dünya’mızda insanlar büyük çelişkiler yaşıyor ve bazı sorular yaşıyorlar: Niçin varız? Nereye gidiyoruz? Dünya’mızın sonu ne olacak? Yaşamın gerçek amacı ne?

Eski zamanlardan bu yana filozoflar, din adamları ve hümanistler bu sorulara yanıt aradılar, bulduklarını sandılar. Fakat bugün gelinen nokta aynı, hiçbir şey değişmedi. Çelişkiler daha çözümsüz bir hale geldi. Bu soruların gerçek yanıtlarını bilen tek varlık olan Tanrı bize, doğruluğun, esenliğin bütün süreceği yeni bir çağ, hatta yeni bir gökle, yeni bir yeryüzü için kesin bir ümit veriyor. (Yeşeya 25:6-8) Vaat eden Tanrı, yalan söylemesi olanaksız, güvenilir bir Tanrı’dır. Yolunu şaşırmış insanlık için değişmez bir amacı var. Tarih boyunca etkin bir Tanrı olduğunu göstererek bu amacı gerçekleştireceğine dair verdiği sözü tutmuştur.

Tanrı bu mükemmel planını ”Eski Antlaşma” denilen Tevrat, Zebur ve peygamberlerin yazıları aracılığıyla önceden bildirmiştir. Bizler de insanı bilge kılıp, kurtuluşa kavuşturacak güçlü olan bu kutsal sözleri okuyup benimseyerek, Dünya’nın nereye gittiğini ve kendi yaşamımızın asıl hedefinin ne olduğunu keşfedeceğiz.

Der. Barkev Nalbantyan

04.08.2009

Verapokhum Yortusu

Surp Guys Maryam’ı andığımız en büyük yortu O’nun göğe alınmasını kutladığımız Verapokhum yortusudur. Kilisemiz bu yortuyu 15 Ağustos tarihine en yakın Pazar günü kutlar. Bugünde aynı zamanda tarlaların verimli olması dileğiyle en asil meyve olarak kabul edilen üzüm de kutsanır.

Surp Guys Maryam kimdir? Bu sorunun yanıtı çok basittir, O Rabb’i içinde taşıyandır. Rabb O’nu sınırsız lütuflarıyla seçmiş ve bereketlemiştir. Surp Maryam bu şekilde Kutsal Ruh’tan gebe kalarak Dünya’yı kurtaracak olan Tanrı’nın oğlunu Dünya’ya getirmiştir. O,görev ve sorumluluklarına sıkıca bağlı, Tanrı korkusu ve sevgisi ile dolu Rabb’e itaat eden ve Tanrı’nın isteğini alçakgönüllülükle yerine getiren sadık planıdır.

Kilise bu yortuyla sadece Maryam Ana’nın kutsal anısını hatırlatmakla kalmaz, aynı zamanda O’nun örnek analığını da hatırlatır.

Kutsal Kilise Maryam Ana’ya armağan edilen tüm yortuları coşkuyla kutlamaya devam edecektir. O,tüm inananlar için sınırsız bir esin kaynağıdır. O,karanlık Dünya’mızın aydınlanmasını sağlayan, Rabb’in ışığını bizlere ulaştıran penceredir. Rabb’i taşıyan Maryam kutsal ve verimli bir toprak misali kendini tamamen açmış ve tüm insanlığı kurtaracak olan esenlik ve sevgi Prensi Hisus Krisdos’u Dünya’ya getirmiştir. Bu nedenle O,tüm zamanlar boyunca ve herkes tarafından övülmeye layıktır. Surp Guys Maryam’ın büyüklüğü O’nu alçakgönüllülüğümde ve mütevazı kişiliğinde görülmektedir.

O, Tanrı’nın meleğine şöyle yanıt vermiştir: “Ben Rabb’in kuluyum, bana dediğin gibi olsun.” (Luka 1:38) Rabb’i taşıyanın göğe alınışını kutladığımız bugünlerde bilmeliyiz ki O, dua ve şefaatleriyle Rabb’in kilisesine hizmet etmeye devam etmektedir. O’nun kıymetli anısını hep birlikte kutlayalım. Bu yortu aynı zamanda imanda yenilenmek ve tazelenmek için güzel bir fırsattır, özellikle anneler için. Dua edelim ki Rabb’i taşıyan Maryam Ana’mız hepimizin yaşamlarında eşsiz bir örnek olarak yer alsın.

Amen.

Der. Barkev Nalbantyan

17.08.2009

 

MATTA İNCİLİ

Matta kimdir? İncil’le ilgili geleneklere göre Matta 12 Havariden biridir. Kefernahum vergilerinin tahsildarı “O zamanın Yahudileri tarafından pek kabul edilmeyen, yakışıksız bulunan bir iş yaptığı halde, kendisini 12 havariden biri olmaya davet eden İsa’yı izledi.” (Matta 9,9:Markos 2,13:Luka 5,27).

Büyük ihtimalle elimizdeki Matta İncili, havarinin Musevilikten Hıristiyanlığa dönenler için Aramice (Yahudiye’nin dili) yazdığı orijinal kopyanın Yunanca tercümesidir. Matta İncil’inin bölümünde de açıkça görülen şudur ki Matta, oluşmuş düzenli bir cemaate hitap etmektedir.

Petrus’a, İsa’nın sözlerini koruma, saklama, Tanrı’nın mesajının ve Tanrı’nın egemenliğinin işlerini yayma, cemaat vekiliyse organizasyonun temelini oluşturma görevini vermesi çok anlamlıdır. (Matta 16,13-20)

Öğreti ve İsa’nın hayatından olaylar, İsa’nın havarilerine öğütlediği yeni davranış biçimlerini uyandıracak şekilde ifade edilmiştir.

-Tanrı önünde kendini zavallı hisseden insanın alçakgönüllülüğü,

-İnsanın kendi davranışlarıyla kardeşlerine rezil olmaması,

-Cemaatten uzaklaşanların izlenmesine ve barındırılmasına özen göstermek,
-Birlikte dua etmenin değeri,

Diğer açıkça görülen nokta da, eski ahitte geçen söz ve olaylara devamlı göndermeler yapmasıdır. Markos ve Luka da eski ahitte atıflarda bulunurlar ama Matta İncil’inin eski İsrail geleneklerini çok iyi tanıyan ve Musa’nın kanununa önem veren cemaate yazdığının göstergesidir. Bu Yahudi cemaati şimdi İsa’ya inanmayı seçmiştir. Matta’nın hedefi özellikle Tanrı’nın oğlu, Nasıralı İsa, Yahve ve İsrail arasındaki eski anlaşma devrini kapamak için beklenen kişi olduğunu göstermektir.

İsa yeni bir devir açmaktadır ve Tanrı’nın egemenliğini tüm insanlara sunmaktadır. İnsanlar hamur gibi mayalanarak çoğalacaklar, Dünya yeni bir gerçeğe bürünecektir. Doğru, barış ve basit bir gerçeklik.

Yazı’nın devamı ileriki bölümlerde devam edecektir.

Der. Barkev Nalbantyan

25.08.2009

 

Kutsal Kitap’ın İçeriği

Kutsal Kitap, Eski ve Yeni Antlaşma olmak üzere iki kısımdan oluşur. Eski Antlaşma, İbranice ve Aramice olarak yazılmıştır ve 39 kitaptan oluşmaktadır. Bu kitaplar içerik ve metinsel biçim açısından dört temel sınıfa ayrılır. Yeni Antlaşma, Kutsal Kitap’ın 2. kısmıdır ve halk arasında İncil diye bilinir. İncil 27 kitaptan oluşur.

Eski Antlaşma (Tevrat - Zebur)

Eski Antlaşma’da yer alan 39 kitap,içerik ve biçim açısından dört sınıfa ayrılır. Yasa, tarih, özdeyiş ve şiir, peygamberlik kitapları.

Yasa Kitapları:Yahudilerin “Tora” diye tanımladığı bu kitaplar Kutsal Kitap’ın ilk 5 kitabıdır. Genelde Musa’nın beş kitabı olarak bilinir. Bunlar Kutsal Kitap’taki sırasıyla: Yaratılış, Mısır’dan çıkış, Levililer, Çölde sayım ve Yasa’nın tekrarı’dır.

Tarihsel kitaplar: Yeşu, Hakimler, Rut, 1. ve 2. Samuel, 1. ve 2. Krallar, 1. ve 2. Tarihler, Ezra, Nehemya, Ester’dir.

Özdeyiş ve şiir kitapları: Eyüp, Zebur (Mezmurlar), Süleyman’ın Özdeyişleri, Vaiz, Ezgiler Ezgisi.

Peygamberlik kitapları: Yeşeye, Yeremya, Ağıtlar, Hezekiel, Daniel, Hoşea, Yoel, Amos, Ovadya, Yunus, Mika, Nahum, Habakkuk, Sefanya, Hagay, Zekeriya ve Malaki’dir.

Yeni Antlaşma (İncil)

Yeni Antlaşma ya da İncil, 27 kitaptan oluşur. Bu kitaplar şu şekilde sınıflandırılır:

İncil’in ilk 4 kitabı: Bunlar Matta, Markos, Luka ve Yuhanna.

Elçilerin İşleri: İlk 4 kitabı izleyen Elçilerin İşleri adlı kitabın yazarı İncil’in 3. kitabını da yazan Luka’dır.

Pavlus’un Mektupları: Kutsal yazılar listesinde yer alan Pavlus’un,13 mektubun Romalılar, 1. ve 2. Korintliler, Galatyalılar, Efesliler, Filipililer, Koloseliler, 1. ve 2. Selanikliler, 1.ve 2. Timoteus, Titus ve Filimondur.

Diğer Mektuplar: İbraniler, Yakup, Petrus’un Mektupları, Yuhanna’nın Mektupları  ve Yahuda’nın mektubu.

Peygamberlik kitabı - Vahiy: İncil’in son kitabıdır.

Der. Barkev Nalbantyan

06.09.2009

     

Mesih İnancı’ndan Tanrı’nın Birliği

Mesih inanlıları, eşi ortağı olmayan, sınırsız, yeri ve gökleri kuşatan, her şeyin yaratıcısı, öncesiz, sonrasız, mümkünün sonu olmayan tek bir Tanrı’ya inanırız.

Bu inanç Kutsal İncil’de de, Mesih imanının yasasında da apaçıktır.

1) Mesih, bir Yahudi kendisine,”Ey öğretmen, en büyük buyruk nedir?”diye sorduğunda bu inancı açıklamıştı.”En önemlisi şudur. Dinle ey İsrail! Tanrı’mız olan Rab tek Rab’dir. Tanrının olan Rab’bi bütün yüreğiyle, bütün canınla, bütün aklınla ve bütün gücünle sev. İkincisi de şudur: Komşunu kendin gibi sev. Bunlardan daha büyük bir buyruk yoktur. (Markos 12:29-31) Bu, Tesniye kitabında bildirilenlerin vurgulanmasıdır.

2) Elçi Pavlus bu konuda şöyle diyor.”Yoksa Tanrı yalnız Yahudilerin Tanrı’sı mıdır? Diğer ulusların da Tanrı’sı değil mi? Elbette, diğer ulusların da Tanrı’sıdır. Çünkü… Tanrı tektir. (Romalılar 3:29-30)

3) Elçi Yakup ise aynı inancı açılarken,”Sen Tanrı’nın bir olduğuna inanıyorsun: iyi ediyorsun…” (Yakup 2:19)

4) Bu ve Kutsal Kitap’ın içinde bol miktarda bulunan diğer metinlerden Kilise’nin nesiller boyunca söylediği İman Yasası’ndan çıkarılmıştır.”Tek bir ilaha inanırız… Göklerin ve yerin, görünen ve görünmeyen her şeyin yaratıcısı.

Mesih İnancı’nda Kutsal Üçlük:

*Özü (Zat, öz benlik) ile vardır, kendinse “Baba” der.

*Sözü ile vardır, kendisine “Söz-Oğul” der.

*Ruhu ile diridir ve “Kutsal Ruh” olduğunu buyurur.

1) Mesih öğrencilerine şöyle seslendi.”Gidin bütün ulusları öğrencim olarak yetiştirin, onları Baba. Oğul ve Kutsal Ruh’un adıyla vaftiz edin.” (Matta 28:19)

“Onları Baba, Oğul ve Kutsal Ruh’un adıyla vaftiz edin ”sözünde birlik açıkça görülmektedir. Ayrıca “Baba, Oğul ve Kutsal Ruh” ifadesinde de birlik göze çarpmaktadır.

2) Elçi Yuhanna tüm açıklığıyla “Şöyle ki tanıklık edenler üçtür.”: Baba, Söz ve Kutsal Ruh. Bu üçü “Bir”dir. (1. Yuhanna 5:7.8)

Der. Barkev Nalbantyan

17.09.2009

Yoksullara Yardım

Yoksullara destek ve yardım nasıl bir rol oynamaktadır? Bu sadece insani bir görev mi yoksa imanımızın temel bir parçası mıdır?

-İhtiyaç içinde olan kutsallara yardım edin. Konuksever olmaya bakın. (Rom.12:13)

-Eğer bütün malımı sadaka olarak dağıtsam ve bedenimi yakılmak üzere teslim etsem, ama sevgim olmazsa, bunun bana hiçbir yararı yoktur. (1.Kor.13:3)

-Şunu unutmayın! Az eken az biçer, çok eken çok biçer. İsteksizce ya da zorlaymış gibi değil, herkes yüreğinde niyet ettiği gibi versin. Çünkü Tanrı sevinçle vereni sever.Ekinciye tohum ve ekmek sağlayan, sizin de ekeceğinizi sağlayıp çoğaltacak ve doğruluğunuzun ürünlerini arttıracaktır.Her durumda cömert olasınız diye her yönden zenginleştiriliyorsunuz. Cömertliğiniz bizim aracılığımızla Tanrı’ya şükran nedeni oluyor. (2.Kor.9:5-15)

-İyilik yapmaktan usanmayalım. Bunun için fırsatımız varken herkese, özellikle iman ailesinin üyelerine iyilik yapalım. (Gal.6:9-10)

-Onlara(zenginlere),iyilik yapmalarını, iyilikten yana zengin olmalarını, cömert ve paylaşmaya istekli olmalarını buyur. Böylelikle gerçek yaşama kavuşmak üzere gelecek için kendilerine sağlam temel olacak bir hazine biriktirmiş olurlar.(1.Tim.6:17-19)

-İyilik yapmayı ve sizde olanı başkalarımla paylaşmayı unutmayın. (İbr.13:16)

-İmanda söz söylemekte, bilgi ve her türlü gayrette, bize beslediğiniz sevgide, her şeyde üstün olduğumuz gibi, bu hayırlı işlerde üstün olmaya bakın. (2.Kor.8:7)

-Kutsallara yapılacak bu yardımla ilgili olarak size yazmama gerek yoktur. Çünkü yardıma hazır olduğunuzu biliyorum. (2. Kor. 9:1-2)

Der. Barkev Nalbantyan

21.09.2009

 

Tarkmançats

404 yılında, Sahag Bartev ve Mesrob Maşdots adlı din adamları tarafından Ermeni Yazısı’nın bulunmasıyla, Ermeni Kilisesi tarihinde “Altın Çağ” olarak tanımlanan dönem başladı. Surp Mesrob ve öğrencileri Kutsal Kitap başta olmak üzere birçok eseri Ermenice diline çevirerek büyük bir aydınlanma ve kültür hareketi başlattılar. Yunanca ve Asurice’nin Ermeni kültürü üzerindeki egemenliğine son verildi. Ermeniler bu nedenle, bu iki din adamını azizlik mertebesine yükselttiler ve onları bayramla (Don Tarkmançats Vartabedats) anmaya başladılar.

Der. Barkev Nalbantyan

08.10.2009

Küt Haç

Kilisemiz, S.Haç yortusunun yedinci pazarını bulunuş yortusu olarak kutlar. Bu yortu yıl içinde kutlanan sonuncu Haç yortusu olmasına rağmen aslında tarihte Haç’la ilgili meydana gelen ilk olayın anılmasıdır.

Bu olay her şeyden önce bizleri Hıristiyan inancımızın idrakine varmaya davet ediyor. İmparatoriçe Helen, sadece inanmakla kalmadı. İnancını eyleme çevirdi. Öte yandan Haç’ın bulunuşu bize kendi Haç’ımızı bulmamız gerektiğini hatırlatıyor. Rab İsa Şöyle diyor;
-Haç’ını alıp ardımdan gelmeyen bana laik değildir.

Her Hıristiyan’ın taşıması gereken bir Haç’ı vardır. Haç olmadan diriliş yoktur. Eğer bizde Haç’ımızı bulmak istiyorsak Kraliçe Helen gibi fedakârlık yapmayı bilmeliyiz. Hıristiyan çarmıha gerilenin adını taşır ve O’na laik olmak istiyorsa onun örneğini kendi içinde yaşatmalıdır. Bu nedenledir ki Rab İsa kutsal ruhunu gönderdi. O’nun vasıtasıyla biz dirilir, yenilenir ve çarmıha gerilene benzeriz. O’nun ruhu bize Rab Hisus’u takip etme gücünü ve bilgeliğini verir. Bu nedenledir ki Surp Badarak esnasında defalarca Kutsal Ruh’un lütuflarını ve işleyişini dileriz.

Öyleyse yüreklerimizi çarmıhın üstünde Ruh’unu, Göksel Baba’nın ellerine teslim eden Rab’bimize açalım. Öyle ki O da söz verdiği gibi babasından bizler için kutsal ruhunu göndermesini istesin, bizlerin güçlenmesi, yenilenmesi ve kurtulması için…

Der. Barkev Nalbantyan

22.09.2009

     
Yalnızlığı ve Kederi Yenmek İçin Kullanılabilecek
Kutsal Kitap Ayetleri

Tanrı daima sizinledir.

Tanrı şöyle dedi: ”Seni asla terk etmeyeceğim, seni asla yüzüstü bırakmayacağım. (İbraniler 13:5)
“Beni sevdiği için onu kurtaracağım” diyor Rab. ”Beni iyi tanıdığı için ona kale olacağım, bana seslenince onu yanıtlayacağım. Sıkıntıda onun yanında olcağım, kurtarıp, yücelteceğim onu.” (Mezmur 91:14-15)

“Rab sizinle ilgilendirecektir.” Rab çobanımdır (doyurur rehberlik eder ve korur). Eksiğim olmaz. (Mezmur 23:1)

“Annemle babam beni terk etseler bile, Rab beni kabul eder.” (Mezmur 27:10)

“Kutsal konutundaki Tanrı, öksüzlerin babası, dul kadınların savunucusudur. Tanrı kimsesizlere ev verir, tutsakları özgürlüğe ve gönence kavuşturur.Ama başkaldıranlar kurak yerde oturur.” (Mezmur 68:5-6)

Tanrı yeni bir şey yapacaktır.

“Olup bitenlerin üzerinde durmayın, düşünmeyin eski olayları. Bakın, yeni bir şey yapıyorum! Olmaya başladı bile, fark etmiyor musun? Çölde yol, kurak topraklarda ırmaklar yapacağım.” (Yeşeya 43:18-19)

“Gayretlenin kardeşler! Kendimi bunu kazanmış saymıyorum… Geride kanla her şeyi unutup, ileride olanlara uzanarak, Tanrı’nın Mesih İsa aracılığıyla yaptığı göksel çağrıda öngörülen ödülü kazanmak için hedefe doğru koşuyorum.” (Filibeliler 3:13-14)

Ne vazgeçin, ne takatiniz kesilsin, ne de teslim olun!

Tanrı’nın sizinle işi bitmedi.

“Çünkü sizin için düşündüğüm tasarıları biliyorum.” diyor Rab. ”Kötü tasarılar değil, size umutlu bir gelecek sağlayan esenlik tasarıları bunlar.” (Yeremya 29:11)

Yaşamımızın yeni baharına başlamak için, gayretle ilerleyin, hiçbir şey eskisi gibi olmayabilir, ama ömrünüzün geri kalanını geçmişte yaşayarak boşa harcamayın.

Geçmişi düşünerek konuşmayı bırakmanızın zamanı geldi. Sizi bekleyen bir gelecek var. Kutsal Ruh, Tanrı’nın sizin için olan tasarısını yerine getirmemiz için size yardım etmek, teselli vermek ve ilerleyişinize destek olmak için yanınızdadır.

Şunu unutmayın;Tanrı’nın sizinle yapacağı iş bitmedi!!!

Der. Barkev Nalbantyan

27.10.2009

Bilgelik ve Cehalet
 

Yahudiler doğaüstü belirtiler ister, Grekler ise bilgelik ararlar. Ama biz çarmıha gerilmiş olan Mesih’i tanıtıyoruz. Oysa Mesih Tanrı’nın gücü ve Tanrı’nın bilgeliğidir.(1.Kor.1:22-24)

Ne var ki bilgi insanı kibirlendirir, sevgi ise geliştirir. (1.Kor.8:1)

Kardeşler, düşüncelerinizde çocuksu olmayın. Kötülük konusunda çocuklar gibi, ama düşüncelerinizde yetişkinler gibi olsun.(1.Kor.14:20)

Duam şu ki sevginiz, bilgi ve her tür sezgiyle arttıkça artsın. (Flp.1:9)

Dahası var; kendisi uğruna her şeyi yitirdiğim Rab’bim İsa Mesih’i tanımanın üstün değeri yanında her şeyi zarar sayıyorum, süprüntü sayıyorum. (Flp.3:8)

Çünkü eski yaratılışı kötü alışkanlıklarıyla birlikte üzerinizden çıkarıp attınız, eksiksiz bilgiye erişmek üzere Yaratıcı’sının benzeyişinde tazelenen yeni yaratılışı giyindiniz. (Kol.4:5-6)

Sizden birinin bilgelikte eksikliği varsa, herkese cömertçe, azarlamadan veren Tanrı’dan istesin; Tanrı ona verecektir. Yalnız hiç kuşku duymadan, imanla istesin.(Yak.1:5-6)

Ama gökten inen bilgelik her şeyden önce haktır, sonra barışçıl, yumuşak ve uysaldır. Merhamet ve iyi meyvelerle doludur. (Yak.3:17)

Çünkü Tanrı’nın isteği; iyilik yaparak akılsızların bilgisizliğini susturmanızdır.(1.Pet.2:15)

Yine biliyoruz ki, Tanrı’nın oğlu gelmiş ve gerçek olanı tanımamız için bize anlama gücü vermiştir. Biz gerçek Olan’dayız. O’nun Oğlu İsa Mesih’teyiz. Kendisi gerçek Tanrı ve sonsuz yaşamdır. (1.Yuh.5:20)

İşte bu nedenle her türlü gayreti göstererek imanımıza erdemi, erdeminizde bilgiyi, bilginize özdenetimi, özdenetimize dayanma gücünü, dayanma gücünüze Tanrı yoluna bağlılığı, bu bağlılığınıza kardeş severliği, kardeş severliğinize sevgiyi katın.(2.Pet.1.5-7)

Rabbin hikmetinden nasıl ilham alabilir, bunun neticesinde konuşabilir veya harekete geçebiliriz? Birçok şeyi okumuş olmamız mı gerekir? Yaratılışı ve yaratanı tanımak konusunda nasıl büyüyebiliriz. Tanrı’nın ruhunu sadece insani bir ilhamdan ayırt edip, zamanın işaretlerini nasıl tanıyabiliriz?

Der. Barkev Nalbantyan

14.12.2009

 

 

Tanrı Sevgisinin Yüceliği

Tanrı’nın sevgisi gerçekten önemli ve yücedir: Fakat ilk önce Tanrı ve kendimiz hakkında bazı şeyleri anlamadan bu sevginin yüceliğini ve önemini gerçek bir şekilde anlayıp, onun değerini bilemeyiz. Tüm bunlar bir sıra içerisinde göz önüne alınmalıdır.

Birincisi, Tanrı benzeyişinde yaratılmamız; İkincisi, günahımız; Üçüncüsü, günahımızdan ötürü maruz kaldığımız Tanrı gazabının açıklanması ve dördüncüsü kurtarılıştır. Bu sırayı unuttuğumuz takdirde, Tanrı sevgisine bırakın hayran kalmayı, O’nun değerini bile bilmeyi başaramayız. Tersine, Tanrı’nın bizleri sevmesi gerektiğinin mantıklı olduğunu düşünmeye başlarız.”Çok sevimli ve sevilmeye laik varlıklar” olduğumuzu zannederiz. Fakat kendimizi Tanrı’nın adil yasasını ihlal etmiş ve bunun sonucu olarak O’nun gazabına maruz kalmış kişiler olarak gördüğümüzde bile, bizleri hala sevdiğini bilmek hepimiz için gerçekten de çarpıcı ve paha biçilmez bir hazine olacaktır. Pavlus da şu sözleriyle bunu vurgulamaktadır;

“Tanrı bize olan sevgisini şununla kanıtlıyor; Biz daha günahkârken, Mesih bizim için öldü.” (Romalılar 5:8)

“Çünkü Tanrı dünyayı o kadar çok sevdi ki biricik oğlunu verdi… Öyle ki, O’na iman edenlerin hiç biri mahvolmasın ama hepsi sonsuz yaşama kavuşsun.”(Yuhanna 3:16)

“Mesih ile birlikte çarmıha gerildim. Artık ben yaşamıyorum, Mesih bende yaşıyor. Şimdi bedende sürdürdüğüm yaşamı beni seven ve uğruma kendini feda eden Tanrı’nın Oğlu’na imanla sürdürüyorum.” (Galatyalılar 2:20)

“Tanrı’yı biz sevmiş değildik, ama o bizi sevdi ve Oğlu’nu günahlarımız bağışlatan kurban olarak dünyaya gönderdi. İşte sevgi budur!” (1.Yuhanna 4:10)

“…Bizi seven, kanıyla bizi günahlarımızdan özgür kılmış olan…”(Vahiy 1:5) Bu gibi ayetler, Tanrı sevgisini ve Mesih’in çarmıhını bir arada bulundurmaktadırlar. Bunun da ötesinde, bu ayetler bu konu hakkındaki en önemli metinleri oluşturmaktadır.

Çarmıhın anlamının değerini algıladığımız o anda, O’nun ardındaki sevginin değerini bilebiliriz.

 

 

 

 

 

Vaaz

Tüm ahlaki kurallar ve öğretiler insanın diğer insanlarla olan ilişkilerinde sevgi temelli olmasını öngörmektedir. Bu insanlığın huzuru için vazgeçilmez koşuldur.

Sevgisiz bir tutum hem insanın kendisinin hem de çevresindekilerin yanlışa yönelmesine ve sürçmesine sebep olacaktır.

İman etmek yalnızca kiliseye gitmek, dua etmek, Tanrı’nın sofrasına katılmak Tanrı’nın sözünü dinlemek anlamına gelmez. Tanrı’nın sözünü dinledikten sonra sözün öğütlediği şekilde yaşamak gerekir.”Sözün sadece işiticileri değil, uygulayıcıları olmak…”durumundayız.

Kötü ve yanlış bir tutum ve tavır almamak için direnir, doğru bir yaşam tarzında devamlılık gösterirsek, Tanrı’nın gücü bize yardıma gelecek ve zorluklara karşı direnme, dayanma gücünü verecektir.

Yanlış tutum ve tavırlarımızdan en sinsisi de başkalarının suçlarını bağışlamama hastalığıdır. Bizi bağışlamaktan alıkoyan ve sürçtüren yüreğimizdeki imanın az olması değil, o imanın gerekli özelliğe sahip olmamasıdır.

İmanı güçlü ve anlamlı kılan sevgidir. Sevgi merkezi bir imanın en önemli belirtisi başkalarının suçlarına karşı gösterdiğimiz anlayıştır. Elçiler bu konuda kendi yetersizliklerini görünce imanlarının arttırılmasını istediler, çünkü yüreklerinde başkalarının suçlarını bağışlayacak kadar sevgi merkezi imanın olmadığını gördüler.

Bugün bizlerin de eksikliği bu. Bugün bizden Rab’den aynı şeyi dilemeliyiz. Amaç biraz daha fazla iman kazanmak değil, var olan imanımızı işletmektedir. İşte o zaman bir başka yüreğe dokunmamıza engel olan o koskoca bağışlamazlık dağı sökülüp denizin dibine atılacaktır. Şunu unutmayalım; bağışlama gücünden yoksun olan kişi sevme gücünden de yoksundur.

Der. Barkev Nalbantyan

21.12.2009

   

 

  Peder Barkev Nalbantyan 2010

Gazetelerde çıkan haberlerimiz

İletişim ve Ulaşım- Map

Tarihçe - History

Restore

Agos Gazetesi - Newspaper

Sözlük - Dictionary

Duyurular - Notice

Turlar

Jamanak Gazetesi - Newspaper

Ermenice Yazı Tipleri - Armenian Font

Kilisemizden Haberler

2007 Madağ

Marmara Gazetesi - Marmara2010